Mustafa Dolmaz

Sivas – Suşehri İlçesi

İlçenin ilk yerleşim yeri şimdiki merkezin iki kilometre doğusunda, Çayırbaşı mevkiinde bulunmaktadır. Bulahiye adını taşıyan bu yerleşim yeri depremler sonucu yıkılınca ilçe, Andıryas adı ile şimdiki bulunduğu yerde gelişmeye başlamıştır. (Halen ilçenin doğusunda bir bölgeye Bulaklı denilmektedir.)
1865 yılında yeniden yapılan vilayet düzenlemesinde Şebinkarahisar sancağı Trabzon’dan alınarak Amasya ve Tokat ile birlikte Sivas vilayetine bağlanmıştır. Bu düzenleme ile Suşar (Gölova) ve Akşar Subaşılıkları kaldırılmış ve Endires köyüne ilçe teşkilatı kurularak “SUŞEHRİ” adı verilmiştir.
1933 yılında çıkarılan bir kanunla Suşehri’nin bağlı bulunduğu Şebinkarahisar ilçe yapılarak Giresun’a bağlanınca Suşehri, Sivas ilinde kalmıştır.

Suşehri İlçesi eski bir yerleşim merkezidir. İlçe tarihinin Bakır Çağına kadar indiği rivayet edilmektedir. Ova kesiminde , Kayadelen köyü civarında (Kılıçkaya Baraj gölü altında kalmıştır) Bakır Çağı özelliklerini gösteren eşyalara rastlanmıştır.
Akşar, Eskişar, Kale köyleri ve Çataloluk beldesinde Roma, Bizans ve Selçuklu dönemlerinden kalma kale kalıntıları mevcuttur.
Büyükgüzel ve Küçükgüzel köylerinin (eski yerleşim yerleri) Roma devrinde önemli merkezler olduğu, rastlanılan tarihi kalıntılardan anlaşılmaktadır. Küçükgüzel köyünde bulunan, mermer aslan başı Sivas Müzesi’nde sergilenmektedir. Ayrıca aynı köyde bulunan önemli bir yapıya ait olduğu sanılan bazı kalıntılar, Hükümet Konağı bahçesinde muhafaza edilmektedir.
Şu anda Suşehri’ne bağlı bir köy olan Akşar’ın (Akşar-Abat) bilhassa Ortaçağ’da önemli bir merkez olduğu , Suşehri ve civarının idari açıdan buraya bağlı olduğu , Suşehri Ovasının “Akşar Ovası” olarak anıldığı tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Suşehri’nde kültürel yapıyı etkileyen en önemli faktörlerden biri coğrafi konumdur. İlçenin İç Anadolu ile Karadeniz Bölgelerinin geçiş çizgisinde yer alması, iklim ve bitki örtüsünde olduğu gibi kültür ve folklarda da geçiş özelliklerini ön plana çıkarır. Yörede İç Anadolu ve Karadeniz kültürü bir arada görülür. Bunun en çarpıcı örneği, İç Anadolu Bölgesine has davul zurna ile Karadeniz Bölgesinin karakteristik enstrümanı kemençenin yan yana görülmesidir. Halk oyunlarında da geçiş özelliklerini görmek mümkündür. Suşehri’nde Karadeniz Bölgesinin horon u ile İç Anadolu bölgesinin halayı adeta iç içe girmiş gibidir.

alıntıdır.

Yazıya Yapılan Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Sağ tık ve bazı fonksiyonlar kısıtlanmıştır. Yazıyı temin için sayfa altına yorum bırakarak mail adresinizi yazınız !!