Web Kullanımı, Artıları ve Eksileri

Günümüzde teknolojide kaydedilen ilerlemeler ve teknolojiye kolay erişim birtakım güzellikleri de beraberinde getirdi. Bugün web teknolojileri ve interneti kullanmayan kişi yok gibidir. Profesyonel kullanıcılar kendilerine ait bir domain ve hosting alarak kişisel web sayfalarını açmakta ve her geçen gün kişisel web sayfasına sahip olan birey sayısı artmaktadır. Bu işte yeni olanlar ise çeşitli web sayfalarında ücretsiz olarak kendilerine günlükler yaratmakta ve duygularını, düşüncelerini, deneyimlerini, görüşlerini, bazende kendi oluşturdukları materyalleri hatta yemek tariflerini paylaşmaktadırlar. Böylece bizde kolay bir şekilde aradığımız bilgiye bu web sayfaları aracılığı ile ulaşabilmekteyiz. Ancak ipin ucu kaçtığı zaman, oldukça faydalı olan bu teknoloji, aleyhimize kullanılabilecek sonuçları da beraberinde getirir.

PEKİ WEB TEKNOLOJİLERİ VE İNTERNETİ KULLANIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ ?

  • Vazgeçilmezlerimiz Aynı Zamanda Zaafiyetlerimizdir: Webde hoşlandığınız şeylerden, hobilerinizden, gördüğünüz zaman beğendiğiniz şeylerden bahsedebilirsiniz ancak olmazsa olmazlarınızdan bahsetmeyin. Zira webde her türlü insan sizin kişisel bilgilerinize kolaylıkla ulaşabilmektedir. İnsanlarla sadece yüzeysel bilgilerinizi paylaşın, daha fazlasını değil. Vazgeçilmezleriniz art niyetli kişilerin elinde zaafiyetlerinize dönüşür.
  • Orjinal Olun: Başkalarına ait, telif haklarına sahip materyal ve metinleri sahibinin izni olmadan yayınlamayın, metin çok hoşunuza giderse sahibine bilgi verip alıntı yaparak, kaynak göstererek kullanın. Ama bence özgün olun.  Web sayfanız sizin olduğuna göre başkalarının düşüncelerini içeren yazıların sayfanızda yeri olmamalıdır. (Bende bunu zamanla farkettim) Orjinal bloglar her zaman ilgi çekmiştir, takip edilir ve seveni çoktur.
  • Sosyal İletişim Önemlidir: Diğer yazarlarla iletişim halinde olun ve müspet sayılan siteler ile link değişimi yapın ancak bunu karşılıklı değil çapraz link değişimi şeklinde yapmanız yararınıza olur. Böylece onların ziyaretçileri sizin linkinizi görecek ve sizin sitenizi de ziyaret edecek. Bu sayede sosyal çevreniz genişleyecek, yazılarınız geniş kitlelere ulaşacak ve belki de onlara ilham kaynağı olacaktır.
  • Yazdıklarınıza Dikkat Edin: Yazdıklarınız web ortamından kesinlikle silinmez, sitenizden silseniz bile webde kalır. Çünkü bazı siteler yazılarınızı indexler hatta bazıları arşivler. İleride size sıkıntı oluşturacak, sizin aleyhinize kullanılabilecek hareketlerde bulunmayın (Kişilere, firmalara vs… hakaret edici, küçümseyici, onlara zarar verici metinler yazmaktan kaçının).
  • Detay Vermekten Kaçının: Webde hem adresinizi tam verir hemde bu hafta 15 gün tatile çıkıyorum vs… tarzında yazılar yayınlarsanız döndüğünüzde kötü bir sürprizle karşılaşma ihtimaliniz var. Zira hırsızlara davetiye çıkarmış olursunuz 🙂 .
  • Ücretsiz Bloglar Yerine Kendi Hostunuzu Alınız: Sizin olmayan bir materyalin, aracın kontrolünün %100 size ait olmadığını bilin ve  yüklediğiniz dosyaları pişman olup sildiğinizde içinizde şüphe olmaması için sitenizi kendi hostinginize kurun.
  • Forum Yerine Kişisel Site Kurun: Forumlara talep artık yok denecek kadar azdır hatta web neredeyse forum çöplüğüne dönüşmüştür. Kişisel bloglara olan yönelim ve google ‘ ın wordpress vb… scriptler ile yapılan sitelere değer verdiği düşüncesi forulara olan ilgiyi azaltmış, bloglara olan rağbeti artırmıştır.
  • Sitenizde Tutarlı İçerik Barındırın: İçeriğiniz ilgisiz konulardan oluşursa ziyaretçileriniz bilgi karmaşası yaşayabilir. Ayrıca google’da mevcut etiketleriniz ile örtüşen içerik eklediğinizde size muhtemelen iyi bir pagerank verecektir. Buda seonuza olumlu yansıyacak, ayrıca birbiri ile örtüşen içerik az çok hedef kitlenizi belirlemenize yardımcı olacaktır. Nasılsa bir kişi her işi en güzel şekilde ve aynı anda yapamazsa, bir sitenin de her konuya mükemmel bir şekilde değinmesi mümkün değil. Her konuya yarım yamalak değinmek yerine bir konuda akılda soru işareti oluşturmayacak kadar aydınlatıcı bir bilgi verin daha iyi.

WEB KULLANIMININ BİZE FAYDASI NEDİR ? NİÇİN İNTERNETİ KULLANMALIYIZ?

Niçin kullanılacağı kişiye göre değişebilir. Eğitimci iseniz eğitim için, pazarlamacı iseniz pazarlama için kullanabilir ve normalde ulaşamayacağınız kadar geniş kitlelere seosu iyi bir site ile ulaşabilir, insanları bilgilendirebilir, ürününüzü tanıtıp satabilirsiniz.

  • Çevre Edinebilirsiniz: Normalde tanıyamayacağınız kişileri tanıyabilir, onlarla iletişime geçip sosyal çevrenizi genişletebilirsiniz.
  • Düşüncenizi Paylaşıp Rahatlayabilirsiniz: Sizi sıkan konularda yazılar yazabilir, o konu hakkında farklı insanlar tarafından verilen yararlı tavsiyeler edinebilir, düşünce ufuklarınızı genişletebilirsiniz. Ayrıca içinizden geçenleri dışa vurmanız sizi bir nebze olsun rahatlatacaktır.
  • Başkalarına İlham Kaynağı Olabilirsiniz: Sizin tecrübeleriniz başkalarına ilham kaynağı olabilir, onlara karşılaştığı sorunları aşmaları için yol gösterebilir.
  • Web’in Gücünü Keşfedin: Webde bilgiler çok hızlı yayılır ve oldukça etkili sonuçlar elde etmenizi yardımcı olabilir. Ben bir firma ile yaşadığım sorunu web sitemde işledim ve bu sorun için firmanın halkla ilişkiler birimi benimle irtibata geçti. Yani ben onlara ulaşmak için çaba sarfetmeden direkt onlar bana ulaştı. Unutmayın … Onlar için kötü bir intiba bazen birçok kişinin onlardan vazgeçme sebebi olabilir.
  • Hotmail, Gmail vs… Yerine Kendi Kişisel Mailinizi Kullanmanız Prestijinizi artırır: Bu durum insanların size karşı olan intibasını mutlaka olumlu yönde etkileyecektir.
  • Gelir Kaynağı Edinebilirsiniz: Zamanla siteniz geliştikçe ücretli reklam, tanıtım yazısı alarak gelir elde edebilirsiniz.

Mustafa Dolmaz

06.06.2012

İngiltere’nin Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri

Sanayi Devrimi sonrası, sömürgecilik bakımından Dünya’nın en önde gelen devletinin İngiliz devleti olmuştu. Hatta o kadar geniş coğrafyaya yayılmıştı ki ortada , sırf bu yüzden İngiltere topraklarında güneş batmayan ülke ünvanını elde etmişti. En önemli ve en büyük sömürgesi ise Hindistandı.

Osmanlı Devleti’nin Jeopolitik konumu dünya devletlerinin neredeşse tamamının ilk günden itibaren hep dikkatini çekmişti. Doğu Akdenize ve Ortadoğuya hakim bir noktada bulunan Osmanlı coğrafi konumu itibari ile sömürgeci devletlerin adeta göz bebeği olmuş ve tüm sömürgeci devletler bölgeyi ele geçirebilmek için ellerinden gelen gayreti sarf etmekten geri durmamışlardır.

Bölgedeki zayıf bir Osmanlı Devleti tüm sömürgeci devletler gibi İngilizlerin de işine yarıyordu. Çünkü az güçlü bir Osmanlı Devleti İngiltere’nin sömürülerine giden yolda Hindistan yolunu güvence altında tutuyordu. Fransa’nın 1789 yılında Mısır’a, Rusya’nın boğazlara hakim olma isteği, İngiltere’yi Osmanlı Devleti’ne bu dönemde yakın ilgi göstermeye zorlamıştır. Zaten bu dönemden sonra İngiliz devleti sürekli Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunma çabası sarf edecektir. Ancak yine aynı İngiliz devleti Osmanlı devletini bir açık pazar olarak kullanmaktan da vazgeçmemiştir. 1877-78 Osmanlı-Rus savaşının kaybeden tarafının Osmanlı olması üzerine Osmanlı’nın kendini savunamayacak durumda olduğunu düşünen İngiltere Kıbrıs’ı ve Mısır’ı işgal etme yoluna giderek kendi sömürgelerine giden yolları güvence altına almak istemiştir. Bu olaydan sonra İngiliz devleti zaman zaman tek başına zaman zaman da Rusya ile iş birliği yaparak Osmanlı Devleti üzerinde Rusya’nın egemen olmasını engellemeye çalışmıştır.

Ancak Rusya tarafından desteklenen Ermeni çetelerine destek vermekten de geri durmamış, Birinci dünya savaşı esnasında Osmanlı toprakları üzerindeki emellerini tekrar göstererek itilaf devletleri ile Osmanlı topraklarını bölüşerek, kendi istediği yerleri işgal etmek istemiş ve Osmanlı içerisinde çıkan isyanlara destek vermekten hiçbir zaman vazgeçmemiştir.

alıntıdır.

Fransa’nın Osmanlı Devleti Üzerindeki Emelleri

16. yüzyılda kurulan Osmanlı-Fransız dostluğu, yaklaşık 300 yıl bir şekilde devam etmiştir. Fransız inkilabının etkisi ile ortaya çıkan savaşlar sırasında Osmanlı Devleti tarafsız kalmış ve Fransız kurumlarının, fransız kültür ve fikir akımlarının ülkeye girmesi karşısında direnmemiştir fakat Osmanlı Devleti’nin Fransa ile olan tarihi geçmişten dolayı uyguladığı bu dostça politikaya Fransa pekte dost olmayan bir şekilde karşılık vermiştir. Sanayi devriminden hemen sonra sömürgecilik fikri oldukça büyük bir hızla yayılmaya başlamıştır ve Avrupalı devletler bir bir sömürge kazanma yarışına girmişlerdir. Fransa daha önce elinde olan hali hazırdaki sömürgelerini İngiltere’ye kaptırmıştır. Fransa bu durumda kendi hakimiyet gücünü kendisine yakın olan diğer ülkelerde olduğu gibi Osmanlı Devleti üzerinde de denemeye koyuldu. Bu tarihten sonra Fransa Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunan toprakları sömürgeleştirmek için elinden gelen tüm çabayı göstermiştir.

Fransızlar başlangıç olarak 1789 yılında bir Osmanlı toprağı olan Mısır’a saldırmıştır. Sonrasında sırayla 1830 yılında Cezayir’e ardından Tunus ve Fas’a saldırmıştır. Fransa’nın o dönem içindeki en büyük amaçlarından biri de önce Suriye’yi daha sonra ise Lübnan’ı ele geçirmektir. Bu dönemde Fransa’nın amacı güçsüz bir Osmanlı Devleti’nin bölgede yaşamını sürdürmesini sağlamak olsa da, elinden geldiği kadar Osmanlı topraklarını himaye altına almaya çalışmaktan vazgeçmemiştir. Rusya karşısında Osmanlı Devleti’ni desteklemiş, bölgede güçlü bir Rusya görmektense güçsüz bir Osmanlı Devleti görmeyi tercih etmiş ve planlarını bu doğrultu da oluşturmuştur. Fransa bu emellerinden asla vazgeçmemiş ve daha sonra Birinci Dünya Savaşında da bu emellerinden vazgeçmediğini göstererek Osmanlı topraklarını işgale kalkmıştır. Bölgede hakimiyet kurmak isteyen İngiltere , Rusya, İran ve Avusturya gibi devletler karşısında Osmanlı’yı desteklemiş ve çıkarları neyi gerektiriyorsa o şekilde davranmıştır.

alıntıdır.

Sivas Kongresi, Önemi ve Alınan Kararlar

Sivas Kongresi 2 Eylül 1919 günü Erzurum’dan Sivas’a gelen Mustafa Kemal Paşa ve 38 delegenin katılımı ile o zamanlar Sultani Mektebi olarak kullanılan Sivas Lisesi’nde 4 Eylül 1919 günü başlamıştır. Kongre 8 gün boyunca devam etmiş ve 11 Eylül 1919 tarihinde sona ermiştir. Kongrenin Sivas’ta toplanma sebebi ise Anadolu’nun tam ortasında bulunan Sivas’ın İtilaf Devletlerinin işgali altında olmayışı, ve İtilaf Devleti’nin işgali altındaki bölgelere uzak oluşudur. Ayrıca Anadolu’nun tam ortasında ve geçiş güzergahı üzerinde olması sebebi ile ulaşımın kolay sağlanabildiği bir şehirdi Sivas. Ayrıca Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Sivas Şubesi çok organize teşkilatlanmış bir durumdaydı ve İtilaf devletlerinin bu şehri işgal etmesi çok zordu. Yapılan ilk oturumda Mustafa Kemal Paşa kongreye başkan seçildi. İstanbul Hükumeti Erzurum Kongresinde sergilediği davranışın aynısını Sivas Kongresi içinde sergilemiş ve Sivas Kongresine katılımları engellemek için çalışmıştır. Hatta Kongreye Başkanlık eden Mustafa Kemal Paşa hakkında tutuklanarak İstanbul’a gönderilmesi yönünde bir takım girişimlerde bulunmuştu. Sivas kongresinin her bir delegesi sadece vatanın kurtuluşu için çaba sarf edeceklerine dair yemin etmişlerdir.

Sivas Kongresinde Alınan Kararlar:

  1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, birbirinden ayrılamaz.
  2. Her türlü işgal ve müdahaleye karşı millet birlik olarak kendisini müdafaa ve mukavemet edecektir.
  3. Kuva-yı Milliye’yi amil ve irade-i milliye’yi hakim kılmak esastır.
  4. Manda ve himaye kabul edilemez.
  5. Milli iradeye temsil etmek üzere Millet Meclisi’nin derhal toplanması mecburidir.
  6. İstanbul hükumeti harici bir baskı karşısında memleketimizin herhangi bir parçasını terk etme mecburiyetinde kalırsa vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü sağlayacak her türlü tedbir ve karar alınmıştır.
  7. İtilaf devletlerine karşı vatanın bütünlüğünü savunan cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti altında birleştirilmiştir.

alıntılama yapılmıştır.

Moskova Antlaşması Kapsamında Türk-Rus İlişkileri

Birinci Dünya savaşı en hararetli günlerini yaşarken bir sürpriz dünyada büyük bir yankı bulmuş ve Çarlık Rusya birden bire çökmüştür. Rusya’da Marksist anlayışı benimseyen yeni Rus Devleti kurulmuş ve Rusya savaştan çekilmişti. Yeni Rusya itilaf devletlerine karşı yeni Türk Devletine yardım etmeyi benimserken, itilaf devletleri ise çarlık Rusya’yı yeniden tesis etmek için elinden gelen bütün çabayı sarf ediyordu deyim yerindeyse. Bu durum yeni Rus yönetimini Anadolu’da itilaf devletlerine var gücü ile direnen Anadolu Direnişçilerinin yanında yer almaya sevk etmiştir. Özellikle Avrupa San Remo kararlarını aldığı sırada Türk ve Rus heyetleri daha da yakınlaşmışlar, yeni Rus devleti Avrupa’ya karşı Türkleri, Yeni Türk Devleti’de Avrupa’ya karşı Rusları tutma yoluna gitmiştir. Yeni Rus Devleti bir dönem Ermeni Devleti’ni tesis etme ve ona toprak kazandırma amacını güdünce ilişkilerde bir kopma meydana gelmiştir. Daha sonra T.B.M.M. orduları doğudaki Ermeni çeteleri üzerine bir sefer düzenleyerek buradaki Ermeni çetelerinin zulmüne bir son vermek istemiştir. T.B.M.M kuvvetlerinin bölgedeki işgal kuvvetlerini yenilgiye uğrattığını gören Rusya, T.B.M.M. hükumeti ile bir antlaşma imzalamıştır.

16 Mart 1921 yılında imzalanan Moskova Antlaşmasına göre:

Her iki tarafça tanınmayan bir Anlaşma , bir diğer taraf için geçersiz sayılacaktır. Yani TBMM’nin tanımadığı bir antlaşmayı Rusya’da tanımamış kabul edilecektir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları Misak-ı Milli’de belirtilen sınırlardır ve Rusya bunu tanıyacaktır.

Eski devletler olan Osmanlı ile Çarlık Rusya tarafından imzalanan antlaşmalar hem T.B.M.M için hemde yeni Marksist Rusya için geçersizdir. İki taraf için bu antlaşmalar yok hükmündedir.

Her iki devlette bir diğeri için düşmanca amaçlar gütmeyecek, birbirinin aleyhinde oluşmuş çeteler ve terör örgütlerine destek vermeyecektir.

Batum Gürcistan’a bırakılacaktır.

Savaş esirleri karşılıklı olarak iade edilecektir.

Antlaşmanın önemi: T.B.M.M ilk defa büyük bir devlet tarafından tanınmıştır ve Misak-ı Milli ilk defa bir devlet tarafından resmen kabul edilmiştir.

alıntıdır.

Sınıf Yerleşim Düzeni Örnekleri

”U” DÜZENİ YERLEŞİM BİÇİMİ

Sıraların ve masaların sınıfın boyutları ve öğrenci sayısı dikkate alınarak , U biçimine getirildiği düzenlemedir.

U biçiminde yerleşimin yararları :

  1. * Çok farklı amaçlar için kullanılabilecek yerleşim biçimidir.
  2. *Öğrenciler rahatça çalışabilecekleri bir çalışma alanı bulurlar.
  3. *Perdeye yansıtılan her türlü görüntüyü rahatlıkla izleyebilirler.
  4. * Öğrenciler birbirleri ile kolaylıkla yüz yüze iletişim kurabilirler.
  5. *Kısa süreli grup çalışmaları yapılabilir.

EKİP ÇALIŞMASI YERLEŞİM BİÇİMİ

Ekip olarak yapılacak çalışmalar için uygun bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin yararları:

  1. * Elips yada dairesel bir düzenleme olup, ekip çalışmasını kolaylaştırır.
  2. *Karşılıklı oturan öğrenciler birbirleri ile rahatça iletişim kurabilir.
  3. * Gerektiğinde bazı öğrenciler sandalyelerinin yönünü değiştirerek tahtayı da perdeyi de rahatlıkla izleyebilir.

KONFERANS MASASI YERLEŞİM BİÇİMİ

Bu yerleşim biçiminin başlıca yararları şunlardır:

  1. *Eğer masalar dikdörtgen şeklinde ise en kolay yerleşim şeklidir.
  2. *Öğretmenin etkisi en aza inerken sınıfın etkisi ön plana çıkar.
  3. *Öğretmenin masanın ortasında oturduğu yerleşimde ise öğrenciler öğretmen ile daha kolay iletişim kurabilirler.
  4. *Sınırlılığı ise daha resmi bir öğretim ortamı oluşturmasıdır.

DAİRE BİÇİMİNDE YERLEŞİM

Daire biçiminde yerleşimin başlıca yararları :

  1. *Masalar olmadan yalnızca sandalyeler kullanılarak çabuk ve kolaylıkla oluşturulabilir.
  2. *Grup tartışmaları için ideal bir yerleşim şeklidir.
  3. *Bir ders içinde birkaç defa kısa süreli tartışma grupları oluşturulduktan sonra eski haline kolaylıkla dönüştürülebilir.

Öğrencilerin üzerinde yazı yazacakları ve kullanacakları materyalleri yerleştirecekleri bir çalışma alanı gerekiyor ise sandalyeler ile birlikte masalarda çevrilerek aşağıdaki şekilde bir yerleşim yapılabilir.

ÇALIŞMA İSTASYONU YERLEŞİM BİÇİMİ

Etkin laboratuar çalışmaları için uygun bir yerleşimdir. Her çalışma istasyonu çevresine iki öğrenci yerleştirilir. Öğretmen nelerin yapılması gerektiğini uygulama ile gösterdikten sonra , öğrenciler işbirliği yaparak verilen çalışmayı yapar. Çalışma istasyonu yerleşim biçiminin başlıca yararları şunlardır:

  1. *Öğrenciler arasında işbirliğine dayalı çalışma alışkanlıkları gelişir.
  2. *Yaparak-yaşayarak öğrenme stratejisi en etkili gerçekleştirilir.
  3. *Etkili ve verimli öğrenmeyi sağlar.
  4. *Bireysel ve toplu öğretimin yapılmasını sağlar.

PROJE YADA ÖZEL ÇALIŞMA GRUPLARI YERLEŞİM BİÇİMİ

Bu tür yerleşim biçiminin başlıca yararları:

  1. *Bu yerleşim oldukça büyük alanı bulunan sınıflar için veya toplantı salonlarında uygulanabilecek bir yerleşimdir.
  2. *Ders dışı etkinlikler içinde kullanılabilir.
  3. *Grup projelerinin hazırlanarak tartışmaya açılacağı çalışmalar için ideal bir yerleşim biçimidir.

ALIŞILMIŞ YERLEŞİM BİÇİMİ

Eğer yukarıda önerilen yerleşim biçimleri sınıfların büyüklük, donanım, kalabalık öğrenci gibi sınırlılıkları nedeniyle uygulanamıyorsa alışılmış sınıf yerleşim biçimi uygulanabilir.

Yararları şunlardır:

  1. *Sınıfın küçük ve öğrenci sayısının fazla olduğu durumlarda etkilidir.
  2. *Tek öğretmenin bulunduğu birleştirilmiş sınıflarda etkilidir.
  3. *Araç-gereç kaynak eksikliğinin olduğu ya da bunlara çok fazla gereksinim duyulmayan ders içeriklerinin bulunduğu durumlarda kullanılabilir.
  4. *Etkileşimin daha çok öğretmen ve öğrenci arasında gerçekleşmesine uygundur.

alıntıdır.

Peder Ne Der, Kader Ne Der

II. Murat Han, Şehzade Mehmed’in çocukluk yıllarında biraz yaramazlık yaptığı sırada Akşemseddin’in de yanlarında bulunduğu bir vakit, Şehzade Mehmed’e ” Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz !” diye çıkışır. Orada bulunan ve velayet sırrı ile kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri hafifçe gülümseyerek der ki; Peder ne der, kader ne der ! 🙂

Bahse konu şehzade Mehmed ise İstanbul’u fethedecek olan ve Peygamber Efendimiz’in (SAV) övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmed Han’dan başkası değildir.

Kıbrıs’ın 50 Yılı Belgeseli

Mehmet Ali Birand ve Rıdvan Akarın hazırlamış olduğu, yönetmenliğini Rengin Güner’in yapmış olduğu 1999 yılında 32. gün programının hazırlamış olduğu film tadında belgesel. İlk izlediğimde tarihin ne kadar bilinmeyen yönü bulunduğunu düşündüren, tarihi olayların anlatımında belgesel kullanımının ve olayları birinci kişilerin ağzından dinlemenin ehemmiyetini beynime kazımış olan bu belgesel Kıbrıs’ın son 50 yılda yaşamış olduğu siyasi karışıklıkları, bölünmesi, Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra adanın nasıl kaosa sürüklendiğini anlatmaktadır.

Belgesel hazırlanırken birçok kurum arşivinden faydalanılmış ve bu belgesel ile o dönemde olayları yaşayan ve bizzat içinde bulunan Rauf Raif Denktaş, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Joseph Sisco gibi şahısların ağzından Kıbrıs’ın son 50 yılına ait ayrıntıları kimi zaman acıklı, kimi zaman düşündüren ve kimi zamanda güldüren bir biçimde dinleme imkanı tanımış.

Bu belgeseli youtube’da bulmanız mümkün. İzlenmesi tavsiye edilir.

 

 

Canım İstanbul – Necip Fazıl Kısakürek

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanım da vatanım…
İstanbul,
İstanbul…

Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik.
Bulutta şaha kalkmış Fatih’ten kalma kır at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat.
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare? .
Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet.

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul…

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca’da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar.
Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir ‘ Katibim’i.

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul…

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler.
Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar.

Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul.

Bir Başka Tepeden

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü’yada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.

Yahya Kemal BEYATLI